BÜYÜ

Büyü:

Büyünün (sihirin) varlığı tartışılamaz bir gerçektir Büyü iki türlü tanımlanır.

* Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad, afsun, efsun, sihir, füsun.(T.D.K.)

* diğeri ise gözboyama olarak adlandırılan günümüzde sihirbazlık denilen bazı hileler ile yapılan çeşitli uygulamalardır. Bunda amaç gözleri yanıltarak normalde olmaması gereken çeşitli olaylar meydana getirmektir. Günümüzde eğlence halini alan sihirbazlık eski devirlerde büyük bir güç olarak nitelendirlirdi. Hz. Musa nın karşısına  sihirbazları çıkarması bile onların hükümdarların bile dönem dönem onlara ihtiyaç duyduklarının göstergesidir.

Asıl konumuz olan canlıları yada nesneleri kötü yönde etkileyen, şeytani amaçlarla yada araçlarla yapılan sihirdir.Sihir yapıldığı zaman çeşitli şeytani ruhaniler harekete geçer, vede kendilerine verilen görevleri yapmaya çalışırlar.

Kuran ı kerimde bakara suresinde açık ve net belirtiliyor Ayet şudur bakara suresi 102. ayet meali

Süleyman’ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tabi oldular. Halbuki Süleyman büyü yapıp kafir olmadı. Lakin şeytanlar kafir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil’de Harut ile Marut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kafir olmayasınız, demeden hiç kimseye (sihir ilmini) öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa büyücüler, Allah’ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler. Sihri satın alanların (ona inanıp para verenlerin) ahiretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı!

Hadis i şeriflerde de belirtildiği üzere peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.S.)  e büyü yapılmış vede Cebrail aleyhisselam büyüyü kuyudan çıkarmış  Vede büyü bozulmuştur

Bir Yahudi Peygamber Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) sihir yapmış; Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) onun tesiriyle sıkıntı duymaya başlayınca, sihir malzemesi, meleğin işaretiyle içine atıldığı kuyudan çıkarılmış ve Muavvizeteyn’in okunmasıyla Allah (celle celâluhu), o musibeti Efendimiz’den defetmişti. (Buhârî, tıbb 47, 49, 50; bed’u’l-halk 11; cizye 14; edeb 56; daavât 58; Müslim, selâm 43; İbn Mâce, tıbb 45; Ahmet b. Hanbel, el-Müsned, 6/57, 63-64, 96, 367.)

Peygamberimize büyü yapılmasının sebebi, Yahudilerin, Onun peygamberliğini hazmedememesidir. Çünkü, Kabe’nin bakımı, hacıların yedirilip içirilmesi, uzun zamandan beri Peygamberimiz (s.a.v)’in soyu olan Kureyş kabilesine aitti. Bütün bunların yanında bir de kalkıp “Nübüvvet (peygamberlik kurumu) da bize geçti derlerse, işte buna dayanamayız” diyerek, kötü niyetlerini açığa vurmuşlardı. Ancak birden çoğalan müslümanlar ve Efendimizin gördüğü ilgi, Yahudileri tahrik etmiş ve çirkin yollara başvurmuşlardı ki, Ona büyü yapılarak öldürülmeye teşebbüs edilmesi de bunlardan biridir. Bu konudaki rivayetler aşağıda verilmiştir

Peygamberimize büyü yapılması ile ilgili rivayetlerden biri, Onun bütün hallerine vakıf olan sevgili eşi ve müminlerin annesi Hz. Aişe (r.a)’den gelen rivayet şöyledir:

“Benî Züreyk Yahudîlerinden Lebid b. el-A’sam tarafından Hz. Peygamber (s.a.v)’e sihir yapıldı. Öyle ki, Rasulullah (s.a.v) yapmadığı bir şeyi yaptım vehmine düşüyordu. Bir gün benim yanımda iken Allah’a dua etti, sonra tekrar dua etti. Ve dedi ki: “Ey Aişe, hissettin mi, sorduğum husustâ Allah bânâ fetvâ verdi?” “Hangi hususta Ey Allah’ın Resülü?” dedim. “İki kişi bana gelip, biri başucumda, diğeri de ayak tarafımda oturdu. Biri diğerine: “Bu zâtın rahâtsızlığı nedir?” dedi. Öbürü: “Büyüdür!” dedi. Önceki tekrar sordu: “Kim büyüledi?” Diğeri:

“Lebîd İbnu’l-Asâm adındaki Benî Züreykli bir Yahudî” diye cevap verdi. Öbürü:

“Büyüyü neye yaptı?” dedi. Arkadâşı: “Bir târâkla saç döküntüsüne ve bir de erkek hurmâ tomurcuğunun içine!” cevabını verdi. Diğeri:

“Pekalâ, şimdi nerede?” diye sordu. Arkâdaşı: “Zervân kuyusunda!” cevâbını verdi.”

Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) Ashâbından bir grupla birlikte (r.a) kuyuya gitti, ona baktı, kuyunun üzerinde bir hurma vardı. Sonra benim yanıma dönüp:

“Ey Aişe! Allah’a yemin olsun, kuyunun suyu sanki kına ıslatılmış gibi (bulanık) ve (o kuyu iIe sulanan) hurmâ ağaçlarının başları da sanki şeytanların başları gibiydi!” dedi. Ben:

“Ey Allah’ın Resülü! Onu (kuyudan) çıkardın mı?” diye sordum. “Hayır” dedi ve ilave etti:

“Bana gelince, Allah bana âfiyet lutfetti ve şifa verdi. Ben ondan halka bir şer gelmesine sebep olmaktan korktum!” Resulullah onun gömülmesini emretti ve yere gömüldü”(1)

Kadı Iyaz, “Sihir Hz. Peygamberin sadece vücudu ve azaları üzerinde tesirini gösterdi, onun temyiz gücünde ve düşüncesinde (yani aklında, fikrinde) bir etki göstermedi” demektedir.(2)

(1) Buhârî, Tıbb, 47, 49, 50; Cizye, 14, Edeb, 56; Bed’ul-Halk, 11; Müslim, Selâm, 43,
(2) İbn Hacer, Fethu’l-Bari, X, 185.

Bazı kişiler sihri göz boyacılığı olarak nitelendirseler de bu daha çok sihirbazlık denilen nitelendirmeye girer.


Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.